scorecardresearch

Rıfat Ilgaz Belgeseli - Yüz Yıllık Çınar

5 izlenme
Kategori Film
Eklenme Tarihi 1 yıl önce
DilTürkçe
Açıklama
YÜZ YILLIK ÇINAR "RIFAT ILGAZ" 2011/BELGESEL/61`/HDV/RENKLİ/TÜRKİYE Sınıf`ın ozanıyım mimli Hababam Sınıfı`nın yazarıyım ünlü kim ne derse desin çocuklar için yazdım hep. Dizelerinin sahibi; 1911 doğumlu, edebiyatımızın 1940 kuşağının en önemli şair ve yazarlarından olan Rıfat ILGAZ`ın doğumunun 100. yılında; içerisinde aydın olmanın getirdiği çileleri ve ülkenin yakın tarihini barındıran biyografik belgesel çalışma.. Künye : Yapımcı :KARAŞIN FİLM Yönetmen :Önder UYGUN Kamera: Sercan SUBAŞI --Özcan TÖRAL Metin :Bilal BABAOĞLU-Mehmet Sait TAŞKIRAN Kurgu: Önder UYGUN-Sercan SUBAŞI Müzik: Murat ÖZTÜRK Belgesel Danışmanı: Aydın ILGAZ Hukuk Danışmanı : Av.Burcu ÖZAYDIN Mali İşler : Av.Suha Fazlı ERİK Basın Sorumlusu :Abdullah Taha YILDIRIM Teknik Sorumlu: Torridest GAXZER Set Fotoğrafları : Umut KAÇAR Afiş Tasarım :Devrim KOÇLAN 00:44--rıfat Ilgaz belgeseli 00: 47- Rıfat Ilgaz türk edebiyatında önemli bir köşe taşı 00:52-verem olmasına rağmen hapisten de kaçan bir adam değil. 01:00- düşündüğümüz zaman da Rıfat Ilgaz da hayatımıza sonsuz güzellikler katan birisi. 01:10- Rıfat Ilgaz yaşamı boyunca aynı Orhan kemal gibi sistemle bir türlü barışamadı. 01:20- nasıl ki nazım hikmet hala yaşıyorsa işte, Rıfat hocam da aynıdır hiç değişmez. Bunlar, bu ülke için canlarını verdiler. Her türlü zorluğun içerisine girdiler. 01:38- kitaplardan adı konmamış yazılardan adı çıkartılmış sürekli yok sayılmış bir yazar. Direnç anıtı. 01:54- inanılmaz bir şair, inanılmaz bir öğretmen,inanılmaz bir dost, muhteşem bir öğretici. Rıfat hoca gibi, aziz nesin gibi, dünya mizahına katkıda bulunmuş insanları anarken dili geçmiş kullanamıyorum. 02:14- oğlumun da 1940 doğumlu oluşu, bana 2.dünya savaşının ne olduğunu çok yakından anlatmıştır. Ve böylece ben toplumla içli dışlı oldum ve oğlum dört yaşında iken hapishaneye erkekler gününde bir şeyler getirmek zorunda kaldı. Erkekler gününde ancak erkekler gelebiliyor. Oğlum dört yaşında ama erkek. Fakat hapishanenin kapısından kimse alıkoyamıyor. Annesinin gelemediği günler bizim delikanlı geliyor, çekilin diyorlar kenara erkek geliyor. geliyor hapishanenin kapısına kadar bana getireceğini getiriyor. Hadi oğlum güle güle diyorum. Biz bu yaşı yaşadıktan sonra bu dönemi yaşadıktan sonra, artık güldürmek için güldürmek eğlendirmek için eğlendirmek, ne artık dalkavuk olabilirdik ne de soytarı. 03:34- cide doğduğum eşsiz benzersiz memleket. Ne iyi etmiş de anam beni bu cana yakın memlekette doğurmuş. Her şeyimi yitirdiğim günlerde cidenin belleğimin duvarlarına yansıyan görüntüleriyle dirilir, yaşama gücümü tazelerdim. 03:55- doğum tarihim nüfus tezkereme göre 1911`dir. 04:00- bu kayda göre benim bahar aylarında doğmuş olmam gerekir. Oysa annemden duyduğuma göre derin karda dünyaya gelmişim. Derin kar Karadeniz kıyılarına 1910`da yağmış. 04:13- duvarları deniz kokan ahşap bir evde dünyaya gelmişim. Annem sağlığı bozuk zayıf bir kadınmış. Ben onun yedinci çocuğu oluyormuşum. Beni emzirecek güçte olmadığından babamın hekim arkadaşının önerisiyle keçi sütüyle büyütülmüşüm. Bunun için annem bana kızınca ne olacak keçi sütüyle büyütüldü. Bu yüzden keçi inadı var onda derdi. 04:40- babamın düyun-u Umumiye memuru olduğunu bilirdim, ama bir türlü söylemesini beceremezdim. Bu memurluğa halk tuz memuru der geçerdi. Oysa yalnız tuz satmaz pul da satardı. Bana göre çok büyük adamdı babam. Bütün bu kazandığı paraların padişahların dış borçlarına gittiğini öğrenmiştim son zamanlarda. Padişahlarının borçlarını ödeyen adamdı babam. 05:06- kardeşlerimden çok azını görebildim. Büyük abim ismaili çanakkale`de subayken yaralanıp cideye geldiğinde tanıdım. Parlak düğmeli ceketi hala gözlerimin önünde. Gittikten sonra bir daha göremedim onu. Mısır taraflarında savaşta yaralanmış, süleymaniye`de bir hastanede ölmüş.
Etiketler